Tag Archives: keratokonus

11 May 2018

Kornea Nakli Nedir?

Kornea Nedir? Kornea, gözün en önünde yer alan ve görme işlevinde büyük rolü olan gözün saydam tabakasıdır. Korneanın saydamlığı birçok hastalık tarafından bozulabilir. Kornea saydamlığı doğuştan, genetik kökenli veya sonradan geçirilen travma, enfeksiyon ve cerrahi sonrasında bozulursa görme kalitesi azalır. Kornea Nakli Nedir? Kornea nakli, gözün çeşitli hastalıklar sonucu bozulmuş olan ön saydam tabakasının donörden alınan sağlıklı kornea dokusuyla değiştirilmesidir. Kornea nakli dünyada yaklaşık her yıl 40 000’in üzerinde yapılan bir ameliyattır. Yapılan nakil ameliyatlarının tümü içerisinde kornea nakli en sık uygulanan ve başarılı olan grubu oluşturmaktadır. Göz Nakli Nedir? Kornea nakli halk arasında göz nakli olarak bilinmektedir.  Göz küresinin yerinden alınarak yerine sağlam bir göz küresi nakledilmesi mümkün olmadığı için göz nakli diye bir işlem yoktur. Bugünkü teknoloji ve bilgilerle sadece kornea nakli yapılabilmektedir. Hangi Hastalıklarda Kornea Nakli Ameliyatı Gereklidir? Kalıtsal kornea hastalıkları (beneklenme hastalıkları); kornea tabakasının öne doğru sivrileştiği durumlar (keratokonus ), kornea enfeksiyonları sonucu yara dokusu ve yeni damarlanma olursa (örneğin, Herpes -uçuk virüsü- keratiti sonrası), delici kornea yaralanmalarından sonra,  göz cerrahisi sonrası korneanın şeffaf kalmasını sağlayan hücreler hasar görürse ve kornea bulanıklaşırsa, travma sonrası korneanın saydamlığını kaybettiği durumlar ve kornea nakli sonrası nakledilen korneanın vücut tarafından reddedilmesi ve bulanıklaşması durumlarında kornea nakli ameliyatı gereklidir. Sağlıklı Olmayan Kornea Görmeyi Nasıl Etkiler? Kornea hasar gördüğünde ödem(şişme) veya skar(leke) oluşumu meydana gelir. Kornea düzenliliği ve saydamlığı bozulur. Korneada skar, ödem veya başka bir nedenle oluşan düzensizlik ışığın yansımasına, dağılmasına, bulanık görmeye ve görme kaybına neden olur. Kornea Nakli Hangi Hastalara Yapılır? Kornea nakli yapılacak hastanın kornea dışındaki diğer göz bölümleri, özellikle retina tabakası ve optik siniri (göz siniri) sağlam olmalı, gözün bütünlüğü bozulmamış olmalıdır. Eğer arkadaki damar tabakası, sinir tabakası bozulmuş ise yapılacak kornea naklinin hiçbir yararı yoktur. Kornea Nakli Olan Hastalar Nelere Dikkat Etmelidir? Kornea nakli olan hastalar özellikle ilk zamanlarda gözlerini kuvvetli ovuşturmaktan kaçınmalı, vurma çarpma gibi travmalardan korunmalıdırlar. Verilen ilaçlar dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır. Ameliyat olmuş gözünde ağrı, kızarıklık, görme bulanıklığı, ışığa karşı hassasiyet gibi şikâyetleri olan hastanın en kısa zamanda ameliyatı gerçekleştirmiş olan cerrahına ya da en yakın göz doktoruna ulaşması gerekir. Kornea reddinin erken tanı ve tedavisi ile takılan kornea hiçbir hasar görmeden iyileştirilebilir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de on binin üzerinde kornea nakli bekleyen hasta var. Nakil Yapılacak Kornea Dokusu Nasıl ve Nereden Temin Edilir? Göz Bankası Nedir? Ülkemizde Ankara ve İstanbul’da göz bankaları vardır. Göz bankaları gelişen teknoloji ve uygun doku saklama yöntemleri ile ölüden kornea dokusunu alır. Gözün tümünün alınması gerekmez. Özel mikroskoplarla incelendikten sonra uygun olanları ideal olarak 7 gün içinde bekleyen hastalara nakledilmesi için doku nakli yapacak merkezlere ulaştırır. Kornea, çeşitli nedenlerle ölen ancak korneası sağlıklı yapıda olan kişilerden ideal olarak ölümden sonraki ilk 12 saat içinde alınır. Bir İnci Göz Hastanesi’nde Intralase ile kornea nakli Kornea ameliyatını dünyada kullanılan en son yöntem olan Intralase Lazer teknolojisi kullanarak, genel anestezi olmadan tamamen lokal anestezi altında gerçekleştiriyoruz. Bu yöntemin avantajı ameliyatta korneanın hasta tabakasının lazer ile kesilerek gözün sağlıklı alanlarının hasar görmesini engellemesidir. Intralase ile yapılan kornea naklinde (Intralase Keratoplasti) sağlıklı – hasta doku ayrımının yapılabilmesinin en büyük ve en önemli avantajı ise,  iyi bir kesi oluşturması, organ reddi olasılığının azalmasıdır. Lazerle kornea naklinin bir diğer avantajı ise kornea dikişlerinin daha kısa sürede alınması ve ilaç kullanım süresinin standart yönteme göre daha kısa olmasıdır. Bu rahatsızlığı yaşayan Türkiye’deki tüm hastalarımızı hastanemizde kontrol ve tedavi olmaya davet ediyoruz.”
11 May 2018

Kornea Hastalıkları ve Tedavisi

Kornea Nedir? Kornea, gözün en ön kısmında yer alan ışığı odaklamak ve gözü dış etkenlerden korumak için özelleşmiş saydam ve eğimli bir dokudur. Bu doku gözün en kuvvetli odaklayıcı kırıcı ortamıdır. Kornea kırıcılık özelliği sayesinde dış ortamdan gelen ışığın retinaya odaklanmasını sağlar. Kornea saydam ve damarsız yapıdadır. Damarsız olmasına karşın sinir dağılımı deriden 300–400 kat daha yoğundur. Kornea beslenmesini gözyaşı ve göz içi sıvısında bulunan oksijenden sağlamaktadır. Sinir lifleri sayesinde göz kırpma refleksi uyarılır ve böylece kornea gözyaşı ile devamlı ıslak tutularak, yüzeyinin bütünlüğü korunur.   Kornea Hastalıkları ve Tedavisi Kornea saydamlığı doğuştan, genetik kökenli veya sonradan geçirilen travma, enfeksiyon ve cerrahi sonrasında bozulabilir. Korneanın saydamlığı bozulursa görme kalitesi azalır. Korneanın her hangi bir şekilde etkilenmesi görmeyi azaltacağı gibi şiddetli ağrı, batma, yanma ve ışık hassasiyetinde artma gibi şikayetlere de yol açabilir.   Sık karşılaşılan kornea hastalıkları:
  • Keratakonus
  • Kuru göz
  • Herpetik keratit
  • Kornea enfeksiyonları
  • Kornea skarları
  • Korneanın dejeneratif hastalıkları
  Kornea Muayene Yöntemleri Kornea muayenesinde yapılabilen bazı tetkikler:
  • Biyomikroskopi
  • Pakimetri
  • Speküler mikroskopi
  • Esteziometri
  • Korneanın boyanarak muayenesi
  • Keratometri
  • Topografi
  KORNEA NAKLİ Kornea gözün renkli kısmının önündeki saydam tabakadır. Korneayı saatin camına benzetmek mümkündür. Korneanın; saydamlığını yitirdiği veya şeklinin bozulduğu durumlarda, yaşamını yitirmiş bir kimseden alınan şeffaf kornea dokusu ile değiştirilmesi işlemine kornea nakli denir.   Kornea Naklinin Gerekli Olduğu Durumlar Ülkemizde kornea naklinin en çok yapıldığı durumlar keratokonus (korneanın öne doğru sivrileştiği bir şekil bozukluğu), psödofakik büllöz keratopati (katarakt ameliyatı sonrası kalıcı kornea ödemi) ve kornea yaralanmalarıdır. Korneanın saydamlığını kaybettiği ve distrofi adı verilen kalıtsal hastalıklar da kornea nakli ile tedavi edilmektedir. Herpetik keratit adı verilen göz uçuğu da ileri olgularda kornea nakli gerektirebilmektedir.   INTRALASE LAZER İLE KORNEA NAKLİ Hastanemizde kornea ameliyatları; dünyada kullanılan bir yöntem olan Intralase Lazer teknolojisi kullanarak genel anestezi olmadan tamamen lokal anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemin avantajı ameliyatta korneanın hasta tabakasının lazer ile kesilerek gözün sağlıklı alanlarının hasar görmesini engellemesidir. Intralase ile yapılan kornea naklinde (Intralase Keratoplasti) sağlıklı- hasta doku ayrımının yapılabilmesinin avantajı ise;  iyi bir kesi oluşturması organ reddi olasılığının neredeyse olmayışıdır. Lazerle kornea naklinin bir diğer avantajı ise kornea dikişlerinin daha kısa sürede alınması ve ilaç kullanım süresinin standart yönteme göre daha kısa olmasıdır.   Kornea nakli hastalarının dikkat etmesi gerekenler Kornea nakli geçirmiş hastalar doku reddi olasılığı sebebiyle; gözde batma-ağrı, bulanık görme, ışık hassasiyeti gibi şikayetleri olduğu takdirde hemen doktorlarına başvurmalıdırlar.  
01 Kas 2017

Göz Sağlığı Önemlidir

Siz de uykusu geldiğinde, uzun süre bilgisayar başında vakit geçirdiğinde ya da televizyon izlediğinde gözlerini kaşıyan veya ovuşturanlardan mısınız? O zaman dikkat. Göz kaşıma hareketi çoğu kişi için sıradan bir eylem olsa da çok sık tekrarlandığında çeşitli hastalıklara zemin hazırlayabiliyor. Keratokonus 20 ile 40 yaş arasında ilerleme gösteriyor Genellikle her iki gözü etkileyen ve sıklıkla da asimetrik, enflamatuvar (iltihaplı) olmayan, kornea doku bozulması, dikleşmesi, kornea tepesinin incelmesi ve öne çıkması ile karakterize bir kornea hastalığı olan keratokonus, 20 ile 40 yaş arasında ilerleme gösterir. 40’lı yaşlardan sonra ise duraklar. Gözlerde oluşan bu deformasyon problemi, araba kullanma, bilgisayarda yazı yazma, televizyon izleme veya okuma gibi bazı faaliyetleri güçleştirebilir. Bu belirtilere dikkat! Gözde sürekli alerji ve kaşıntı (hafif göz irritasyonu) yaşanıyorsa, devamlı ilerleyen miyopi ve astigmat durumu varsa, gözlüğe rağmen net görüş elde edilemiyorsa, ışığa karşı hassasiyet ve göz kamaşması ile karşılaşılıyorsa keratokonus hastalığından şüphelenilmelidir. Bu belirtiler, kişinin yüksek keratokonus riski taşıdığının habercisidir. Böyle durumlarda vakit kaybetmeden bir uzman desteğine başvurulmalıdır. Çünkü keratokonus hastalığının erken tanı ve tedavisi, ileride ortaya çıkabilecek ciddi görme sorunlarını önlenmesi açısından büyük önem taşır. Keratokonus sorunu çeşitli tedavi yöntemleri ile çözülebiliyor Keratokonus tedavisine başlamadan önce ilk olarak hastalığın ilerleme derecesi tespit edilmelidir. Eğer hastalıkta ilerleme yoksa hastanın görme bozukluğunu düzeltecek tedaviler uygulanabilir. Keratokonus tedavisi için de hastalığın derecesine bağlı olarak sert lenslere, kornea içi halkalara (INTACS, kerraring), Cross-linking’e(moleküler düzeyde çapraz bağlanma tedavisi)ve keratoplastiye(kornea nakli) başvurulabilir.Tedavi sonrasında ise hasta, 6 ayda bir kornea haritaları ile takip edilmelidir. Keratokonus ilerliyor ise Keratokonus problemi büyüyorsa 2 aşamalı tedavi uygulanır. İlk aşama; hastalığın ilerlemesinin durdurulmasıdır. Bunun tek yolu, korneal çapraz bağlama tedavisidir. İkinci aşama ise; hastanın görme bozukluğunun düzeltilmesidir. Cerrahi veya cerrahi dışı yöntemler ile görme bozukluğu düzeltilebilir. Ayrıca keratokonus tedavisinde cerrahi ve cerrahi dışı yöntemler de kullanılabilir. Cerrahi dışı yöntemler;gözlük ve keratokonus için üretilmiş kontakt lenslerin uygulanması iken, kornea içi halkalar ve topolinklaser tedavisi de cerrahi yöntemlerdir. Tabii ilerlemiş, takipsiz kalmış hastalarda kornea nakli yapmak da gerekebilir.
01 Kas 2017

Sigara Göze Zararlı mı?

Yapılan bir araştırmaya göre Sarı Nokta Hastalığı’ nda sigara içenler, içmeyenlere göre 4 kat daha fazla risk altında.
Amerikan Sağlık Birliği’ne göre, ABD’de 10 milyondan fazla kişiyi etkileyen Sarı Nokta Hastalığı, 65 yaş üzerindeki görme kayıplarının en önemli sebepleri arasında yer alıyor. 2007 yılında Göz Bilim Arşivi’nde yayınlanan habere göre sigara içen kişiler, içmeyenlere göre 4 kat daha fazla risk altında bulunuyor. Dr. Sanjay Gupta’nın yaptığı açıklamaya göre, Sarı Nokta Hastalığı’nın en önemli sebebi yaş faktörü. Bu hastalık genellikle 50 yaşından sonra görülmeye başlıyor. 75 yaşına gelmiş kişilerin yüzde 15’inde Sarı Nokta Hastalığı’na rastlanabiliyor. Ancak sigara içiyorsanız Sarı Nokta Hastalığı’na yakalanma riski 4 kat daha fazla oluyor. Sarı Nokta Hastalığı göz merkezine zarar vererek kitap okumak, araba kullanmak hatta yüzleri seçebilmek gibi görme eylemlerini yapabilmeyi engelliyor. Retinanın merkezi olan makula, gözün arka kısmında bulunuyor. Makula zarar gördüğü zaman görüntüler bulanıklaşmaya başlıyor. Yapılan araştırmaya göre eskiden sigara içmiş kişiler hiç sigara içmemişlere göre 3 kat, içmeye devam eden kişiler ise hiç sigara kullanmamış kişilere göre 4 kat daha fazla risk taşıyor. Sigaranın insan vücudunda yol açtığı diğer hastalıklardan korunmak için de sigarayı bırakmak önem taşıyor.

ALINACAK ÖNLEMLER

Sarı Nokta Hastalığı’na karşı gözlerinizi sigarayı bırakarak ve lutein yönünden zengin besinler ile beslenerek koruyabilirsiniz. Ancak yeterli derecede lutein almak sigarayı bırakmak kadar zor. Çünkü yeterli miktarda luteini alabilmek için bazı besinlerden çok fazla miktarda (günde 1,2 kg mısır veya 48 adet yumurta gibi) tüketmek gerekiyor. Uzmanların bunun için tavsiyesi ise luteini *mikronutrisyon ürünleri yani lutein ve antioksidan desteği olarak dışarıdan almak. *Mikronutrisyon, mikro beslenme ile eş anlamlı olup, özellikle vücut için gerekli besin desteklerinin istenen oranda alınması şeklinde tanımlanabilir. Mikro beslenmenin en net örneklerinden birinin vitaminler olduğu belirtiliyor.